Kuran-i Kerim Oku

78. Nebe'
سُورَةُ النَّبَإِ
40 ayet • Mekki
21
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا
Cehennem pusuda... her an eline düşecek avlarını gözlemektedir.
22
لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا
Azgınların dönüp dolaşıp varacakları yuvalarıdır.
23
لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا
Devirler boyunca orada kalacaklardır.
24
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا
Orada ne bir serinlik, ne bir içecek tadarlar.
25
إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا
İçecek olarak sadece kaynar su ile irin bulurlar.
26
جَزَآءًۭ وِفَاقًا
Bu, yaptıklarının tam karşılığıdır.
27
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا
Çünkü onlar bu hesap gününe inanmıyor (onu hesaba almıyorlardı).
28
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا
İşleri güçleri ayetlerimizi yalan saymaktı.
29
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا
Biz de (her şeyi kaydettiğimiz gibi), onların yaptıklarını da tek tek tesbit ettik.
30
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
Onun için onlara şöyle diyeceğiz: Yaptığınız kötülüklerin meyvelerini tadın!Artık Bizden sizin azabınızı artırmaktan başka bir şey beklemeyin.
31
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
Ama Allah'ı sayıp günahlıklardan sakınanlar, başarı ve mutluluğa ererler.
32
حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا
Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var. [38,52; 56,37]
33
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا
Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var. [38,52; 56,37]
34
وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا
Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var. [38,52; 56,37]
35
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا
Orada boş sözler, yalanlar işitmezler.
36
جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا
İşte bu da Rabbinden mükâfat, yeter mi yeter!
37
رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا
Göklerin, yerin ve bunların arasındaki varlıkların Rabbinden, O Rahman'dan bir mükâfattır.O’nun huzurunda ağzını açacak, söz söyleyecek hiç kimse yoktur. [2,255; 11,105]
38
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا
O gün Rûh ve melekler saf saf sıralanır. Rahman'ın izin verdiklerinin dışında, asla konuşmazlar. Konuşan da yerli yerinde söz söyler.
39
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
İşte bu, gerçekliği kesin olan gündür. Artık dileyen, Rabbine varan yolu tutar, O'na sığınır.
40
إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gün gelecek,ve her şahıs önünde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kâfir: “Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!” diyecek. [18,49; 75,13]