Kuran-i Kerim Oku

20. Tâhâ
سُورَةُ طه
135 ayet • Mekki
21
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ ۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا ٱلْأُولَىٰ
“Tut onu! Korkma, Biz onu eski haline çevireceğiz!” buyurdu.
22
وَٱضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ ءَايَةً أُخْرَىٰ
Bir de elini koynuna sok! Bir başka mûcize olarak çıkar onu hiç pürüzsüz, parlak mı parlak! [28,32] {KM, Çıkış 4,6}
23
لِنُرِيَكَ مِنْ ءَايَٰتِنَا ٱلْكُبْرَى
Böylece sana en büyük mûcizelerimizden birini göstermek istiyoruz.
24
ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ
Firavun'a git! Çünkü o, iyice azdı. [26,10-15] {KM, Çıkış 4,10-16; 6,30}
25
قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى
“Ya Rabbî,” dedi, genişlet göğsümü, kolaylaştır işimi, çözüver şu dilimin bağını.
26
وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى
“Ya Rabbî,” dedi, genişlet göğsümü, kolaylaştır işimi, çözüver şu dilimin bağını.
27
وَٱحْلُلْ عُقْدَةًۭ مِّن لِّسَانِى
“Ya Rabbî,” dedi, genişlet göğsümü, kolaylaştır işimi, çözüver şu dilimin bağını.
28
يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى
Ta ki anlasınlar sözümü!
29
وَٱجْعَل لِّى وَزِيرًۭا مِّنْ أَهْلِى
Bana da ailemden birini, yardımcı kıl, Harun kardeşimi!
30
هَٰرُونَ أَخِى
Bana da ailemden birini, yardımcı kıl, Harun kardeşimi!
31
ٱشْدُدْ بِهِۦٓ أَزْرِى
Onunla beni takviye et!
32
وَأَشْرِكْهُ فِىٓ أَمْرِى
Onu bu işime ortak et!
33
كَىْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًۭا
Ta ki Seni daha çok tesbih ve tenzih edelim.
34
وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا
Ve Seni daha çok analım.
35
إِنَّكَ كُنتَ بِنَا بَصِيرًۭا
Aslında Sen bizim bütün hallerimizi hakkıyla görmektesin.”
36
قَالَ قَدْ أُوتِيتَ سُؤْلَكَ يَٰمُوسَىٰ
“Mûsâ!” dedi, “istediklerin sana verildi. Zaten başka bir sefer de sana lütufta bulunmuştuk.” [28,7-13] {KM, Çıkış 2,1-10}
37
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً أُخْرَىٰٓ
“Mûsâ!” dedi, “istediklerin sana verildi. Zaten başka bir sefer de sana lütufta bulunmuştuk.” [28,7-13] {KM, Çıkış 2,1-10}
38
إِذْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ أُمِّكَ مَا يُوحَىٰٓ
O vakit annene ilham edip dedik ki:
39
أَنِ ٱقْذِفِيهِ فِى ٱلتَّابُوتِ فَٱقْذِفِيهِ فِى ٱلْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ ٱلْيَمُّ بِٱلسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّۭ لِّى وَعَدُوٌّۭ لَّهُۥ ۚ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةًۭ مِّنِّى وَلِتُصْنَعَ عَلَىٰ عَيْنِىٓ
“Onu bir sandığa yerleştirip denize bırak! Deniz onu sahile atsın. Bana da ona da düşman olan biri onu alsın!” Ve “Ey Mûsâ! nezaretim altında yetiştirilmen için sana karşı insanların gönüllerinde tarafımdan bir sevgi bıraktım!” [28,7-9]
40
إِذْ تَمْشِىٓ أُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ مَن يَكْفُلُهُۥ ۖ فَرَجَعْنَٰكَ إِلَىٰٓ أُمِّكَ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ ۚ وَقَتَلْتَ نَفْسًۭا فَنَجَّيْنَٰكَ مِنَ ٱلْغَمِّ وَفَتَنَّٰكَ فُتُونًۭا ۚ فَلَبِثْتَ سِنِينَ فِىٓ أَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلَىٰ قَدَرٍۢ يَٰمُوسَىٰ
Kız kardeşin, denizden seni alanların yanına varıp: “Ona iyi bakacak birini size buluvereyim mi?” diyordu. Böylece seni annene kavuşturduk ki gözü aydın olsun, üzülmesin.Derken sen büyüdün, bir adam öldürdün de Biz seni o sıkıntıdan kurtardık. Seni, ey Musâ, türlü türlü imtihanlarla sınayıp yetiştirdik. Bu yüzden de yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra da takdirimizle, buraya geldin! [28,12]